
Üst giyinme odasında titremeyi bırakın.
Kimse duştan veya havuzdan çıkıp soğuk ve nemli bir üst giyinme alanına adım attığında hissettiği bu rahatsız edici durumu sevmez. Bu durum gerçekten berbat. Genellikle ısıtıcı kullanılır, ancak nemli bir odadaki havayı ısıtmak uzun sürer. Bu da pek pratik değildir.
İşte bu yüzden kısa dalga kızılötesi (IR) lambalar kullanıyoruz.
Sır şu: Bu lambalar havaı ısıtmaya çalışmaz. Bunun yerine enerjiyi doğrudan ışının geldiği yere gönderir. Cildiniz, kıyafetleriniz… Enerji doğrudan onlara ulaşır.
Anında ısı.
Düğmeye bastığınız anda, lambanın içindeki tungsten iplikler birkaç saniye içinde maksimum sıcaklığa ulaşır. “Isınma süresi” diye bir şey yoktur. Odanın sıcak olmasını beklemenize gerek kalmaz. Hemen ısıyı hissedersiniz; bu da tam da havluyla titrerken istediğiniz şeydir.
Bunu mümkün kılmak için yüksek saflıkta kuvars cam kullanıyoruz. Bu cam dayanıklıdır; soğuktan aşırı sıcağa geçişlerden dolayı hasar görmez. Ayrıca lambalar halojen gazla doldurulmuştur. Bu sayede iplikler daha da sıcak hale gelir ve ısı daha derine nüfuz eder.
Donanım açısından ise R7 veya benzeri yaylı konektörler kullanıyoruz. Neden mi? Çünkü lambalar zamanla bozulur. Böylece eski lambayı çıkarmak ve yerine yeni bir lamba takmak sadece beş saniye sürer.
Ancak bu lambaları her yere yerleştiremezsiniz. Bu lambalar çok fazla ısı üretir. Eğer çok sayıda lambayı dar bir alana yerleştirirseniz, tesisatlarınız zarar görebilir veya sigortalarınız patlayabilir. Kabloların ve havalandırmanın doğru şekilde ayarlanması gerekmektedir.
Bir de “görüş hattı” sorunu var. Kızılötesi ısı düz bir yol boyunca ilerlediğinden, köşelerden dolanamaz. Eğer kullanıcı bir perdenin veya duvarın arkasındaysa, hiç ısı alamaz. Tıpkı el feneri gibi… İnsanların nerede durduğunu belirleyip lambaları oraya yerleştirmeniz gerekir.